Loading...

Çok küçük çocuklarda normal olarak karşılanır. Ama kuralları öğrenecek yaşa gelmiş ve hâlâ bunu yapıyorsa, bu durum sağlıklı değildir. Birey eşyaları kırar. Çocuklar oyuncaklarını kırar.

KIRICILIK-EŞYALARA ZARAR VERME NEDENLERİ

  • Merak: Doğal olan kırıcılık dönemi, küçük çocuklarda, araştırma ve inceleme merakından kaynaklanır.

  • Bilgisizlik: Bazı çocuklar ise, ellerine geçen oyuncakları ve araç gereçleri ne yapacaklarını bilemezler. Ne kadar özen göstermesi gerektiğini bilemezler. Çocuk anlayacak yaşa geldiğinde bunu öğretmek gerekir.

  • Öfke ve Saldırganlık: Çocuğun psikolojik çatışmalarından kaynaklanan öfke ve saldırganlık duyguları. Başkalarına yöneltemediği bu duyguyu çocuk eşyalara yöneltir.

  • İntikam alma ve kıskançlık duyguları: Bu duygular tahripkarlıkla birlikte görülebilir. Örneğin, annesine kızan bir çocuk, onun çok sevdiği vazoyu kırarak bu kızgınlığı intikama dönüştürebilir.

  • Model: Kırıcılığı teşvik eden modellerin olması.

  • Şiddetli aile kavgaları ve geçimsizlik: Çocuk bu ortamda terk edilmiş ve ihmal edilmişlik duyguları yaşamaya başladı ise kırıcılık oluşur. yetiştirme yurtlarındaki çocuklarda bu davranış daha fazla görülür.

KIRICILIK TEDAVİSİ

  • Birkaç uyumsuz davranış bir arada görülebilir. O nedenle, öncelikle nedenlerin incelenmesi ve bu nedenlerin ortadan kaldırılması tedavinin başlıca amacıdır.

  • Çocuğu kıskançlığa yöneltmemek gerekir. Bu duygusunu boşaltıp gidermesini sağlamak gerekir.

  • Eğer çocuk meraktan kırıyorsa, çocuğa alınan oyuncakların işlevlerinin ne olduğu, nasıl çalıştığı, anlayacakları bil dilden anlatılmalı.

  • Mülkiyet kavramının öğretilmesi gerekir. Sahip olunan eşyaların korunma şekilleri anlayacağı bir dilde anlatılmalıdır.

  • Kızmamak ve ceza vermemek gerekir. Bunun yerine neden kırdığının incelenmesi ve anlaşılması gerekir. Bu durumun mantıksak sonucu açıklanmalı. Bu bir ceza değildir. Davranışının sonucunda oluşan bir durumdur. Örneğin oyuncaklarını kıran çocuğa bir süre oyuncak almama veya bazı oyuncakları ona bir süre vermeme. Düzgün oynamaya başladığında ise geri verme gibi mantıksal sonuçlara katlanması böylece davranışın sorumluluğunu alması sağlanır.

İtaat kelimesi TDK Sözlüğünde söz dinleme ve esneklik anlamlarına gelmektedir. Psikoloji Sözlüğünde ise, kural ve emirlere uygunluk, uyma gibi anlamlara gelmektedir. Self disiplin; kişinin iyi-kötü yanları, faydalı zarar verici özellikleri, beğenilen ve beğenilmeyen davranışları hakkında anlayış kazanmasıdır.

İTAATİ OLUŞTURAN UNSURLAR

  • Otoritenin varlığı

  • İtaat etmesi gereken kişinin varlığı

  • Ortay konan emirler ve kurallar

Öncelikle otorite kim diye bakılır. Eğer otorite oldukça güvenilir, saygıdeğer ve nazik olursa kişiye güven verecektir. Böylece itaat etmek duygusal gelişimin daha sağlıklı oluşmasını sağlayacaktır.

İtaat eden kişi, kendisinden neler isteniyor? Nerede, nasıl davranması gerekiyor? Bu konularda bilgilendirilmelidir. Eğer çocuk ise, uyacağı kurallar kendisine ve yaşına uygun düzenlenmiş mi diye kontrol edilmelidir. Eğer bunlara olumlu cevap verebiliyorsak itaatsizlik olmaz. Çocuğun hangi yaşta ve hangi koşullara sahip olduğunu bilmek gerekir.

Kurallar çocuğun yaşına, ilgilerine, yetenek düzeyine, gereksinim ve gelişim durumuna uygun olup olmadığına bakılır. Ayrıca kurallar çok açık ve uygun bir şekilde anlatılmalıdır.

İTAATSİZLİĞİN NEDENLERİ

  • Kişinin yakın çevresinde bulunan ve onun için otoriteyi temsil eden bireylerin (anne-baba, patron, eş…vb) neyi, ne derece, nerede ve nasıl istemesi gerektiğini bilmemesi.

  • Otorite simgesi olan bireyler arasındaki düşünsel ve eğitimsel tutarsızlık. Kişi kendisinden istenenleri net olarak bilemediği için, ne yapması gerektiğini bilemeyip emir ve kurallara uygunsuz davranabilir.

  • Otoriteyi temsil eden bireylerin, kişiye ne istediklerini çok açık ve net anlatamamaları. Bu durumda kişi ne anlamak istiyorsa, o şekilde davranır.

  • Sınırlı kurallar koymak. Eğer otorite, bireyin hareket etmesini kısıtlayacak çok fazla kural koyuyorsa, kişi bunların hepsine itaat edemeyeceği için, hepsine birden itaatsizlik yapacaktır.

  • Gereksinime uygun olmayan kurallar konulması.

  • Otoritenin bireyin davranışına aldırış etmemesi, kişinin her yaptığını normal karşılaması itaatsizliğe neden olur. Eğer bu durum evde anne-babanın tavrı ise, çocuk okuldaki kurallar karşısında birden boşluğa düşer.

  • Çocuklukta anne-babanın otorite duygusundan yoksun olması veya otorite gücünü kendilerinde bulamamaları.

  • Otoritenin çok düzensiz bir yaşantısının olması. Kişi; “herhangi bir uyulması gereken kural yok. Herkes istediği şeyi yapabilir.” Diye düşünür.

  • Bireyin içtenlikle sevilmemesi ve bunu hissetmesi. Özellikle çocuklar bunu rahatlıkla hisseder ve kurallara karşı çıkmaya başlarlar. Çocuk otoriteden gerektiği kadar sevgi görmemesi. Otoritedeki sevgi çocuğun itaat etmesini sağlayan en büyük nedendir.

  • Kişide diğer bazı uyumsuzluk belirtilerinin varlığı. (öfke, sinirlilik…vb)

İTAATSİZLİK TEDAVİSİ

  • Çoğu zaman bir disiplin problemi olarak ortaya çıkan itaatsizlikte, çocuklardan, gençlerden ve yetişkin bireylerden, nerede, nasıl ve ne yapacağı otorite tarafından çok net bir şekilde anlatılmalıdır.

  • Bireye konulan kurallara çevresindeki bireylerin de uyması beklenir.

  • Çocukların serbest zaman faaliyetlerinde çok katı sınırlar koymamak gerekir. Bu faaliyetler arttırılmalıdır.

  • Kurallar konulmadan önce, mutlaka özellikle gençlerin kurallar konusunda fikirleri alınmalıdır.

  • Bireyler herhangi bir şekilde kurallara uyduklarında, takdir görmeleri ve beğeni almaları gereklidir.

  • Çocuklar toplumsal kuralları 4-5 yaşlarında öğrenmeye başlarlar. 6 yaşında ise öğrenirler. Yetişkinler bu kurallara uyma konusunda model olmalıdırlar.

  • Çocuk veya gencin, kendini disiplin etme, yani kontrol etme becerisinin gelişmesini sağlamak için, buna olanak vermek gerekir.

  • Kişiye kaldırabileceği sorumluluklar verilmelidir.

  • Kişinin kendisinin karar verme mekanizması geliştirilmelidir.

Bu kişiler aynı zamanda öfkeli, kıskanç ve intikamcı olurlar. Ancak intikam alan kişilerden farklı olarak, başkalarını incitirken, acı vermenin zevkine varmak için eziyet ederler. Çocuklar kendilerinden daha küçük ve zayıf çocukları seçerler. Yada hayvanlara eziyet ederler. Nadir olarak büyüklere yaparlar. Gaddar kişi yalnız olmayı seçer. Yaptığını kimse görmeden yapar. Batı ülkelerinde daha fazla görülür.

GADDARLIĞIN NEDENLERİ

  • Çocuklukta anne-baba veya öğretmen tarafından şiddete maruz kalma.

  • Ailedeki olumsuz ilişkiler ve kötü modeller.

  • Kontrolünü kaybetme

  • Kıskançlık veya kıyaslama yapılması sonucunda da oluşabilir.

  • Büyük çocuklara, kardeş sorumluluğu kaldıramayacakları yaşta verildiğinde eziyetçi davranışlar sergilerler.

GADDARLIK TEDAVİSİ

  • Belirtiler görüldüğü anda düzeltilmelidir.

  • Aile danışmaya alınır.

  • Çocuğa hayvanlara ve insanlara nasıl davranması gerektiği öğretilir. Ayrıca eziyet etmemesi gerektiği öğretilir.

  • Yardım etme ve sevme duyguları öğretilir.

  • Kesinlikle kıyaslama yapılmaz.

  • İlişkiler çok önemlidir. Anne-baba ve çocuk arasında belirli bir otorite, hoşgörü ve saygı olması gerekir.

  • Alışkanlık haline gelmeden gerekli tedbirle bu durum önlenmelidir.

  • Yaptığı eziyet ona gösterilir.

Saldırganlık içgüdüseldir. Doğuştan gelir. Her çocuk saldırganlığa eğilimli doğar. Ancak saldırgan çocuk zarar verdiği için istenmez.

İnsan ve hayvanda ortak olan bir duygudur. Ancak insanlar saldırganlık eğilimini kontrol edebilir. Çünkü düşünme güdüleri gelişmiştir.

Saldırganlık sadece fizyolojik bir tepki değildir. Özellikle heyecan duygusunun artması ile karmaşık halde ortaya çıkan bir olaydır.

SALDIRGAN DAVRANIŞLAR NELERDİR?

  • Sözel saldırganlık; küfür, bağırma, iğneleyici söz, kışkırtma… vb.

  • Fiziksel saldırganlık; vurma, kırma, tekmeleme, ısırma…vb. (Ayrıca 1957’de Sears, fırlatma ve atma gibi davranışları saldırganlık olarak kabul etmiştir.)

  • Fikirsel saldırganlık; bir bireyin kendi düşüncelerini, fikirlerini, ilgilerini zıt fikirlere rağmen kabul ettirmeye çalışmasıdır.

  • Sosyal saldırganlık; herhangi bir sosyal grupta üstünlük elde etme eğilimidir.

  • Davranışsal saldırganlık; bireyin enerjik, aktif olarak öne atılma şeklinde ortaya çıkan davranışlarıdır.

SALDIRGAN BİREYİN ÖZELLİKLERİ

  • Düşmanlık ve nefret duygusu ağır basar. Bunun gibi olumsuz duyguları kişide gerilim oluşturur. Eğer gerilim boşaltılmazsa psikosomatik rahatsızlıklar ya da gerginliğin devamına neden olur.

  • Çevresi ile uyumlu ilişkiler kuramaz. İlişkisi varsa da gergin ve sürtüşmelidir.

  • Her zaman patlamaya hazırdır.

  • Kuralları çiğnemeye yatkındır.

  • Otoriteye karşı gelmeye eğilimlidir.

  • Engellenmeler karşısındaki tepkileri oldukça ölçüsüzdür ve durumla orantısızdır.

  • Öfkesini yenemez.

  • Kendini hep haklı çıkarma eğilimindedir.

  • Cezalardan etkilenmez.

  • Güvensiz ve öz-saygısı düşüktür.

  • Saldırganlık davranışı ile çevredekilere güçlü olduğunu inandırmaya çalışır.

YETİŞKİNLERDEKİ SALDIRGANLIK

  1. Yapıcı saldırganlık: Birey kendisi için söz konusu olan engelleri yenmeye çalışır. Bunu yaparken yasa, kural ve toplumun kabul ettiği geleneklere uygun davranır.

  2. Yıkıcı saldırganlık: Düşmanlık ve öç amla ile bir arada olan, bireyin hem kendisi, hem de karşısındaki için yıkıcı olan saldırganlıktır. Nefret duyguları vardır.

ÇOCUKLARDAKİ SALDIRGANLIK

Ailenin düzgün müdahalesi sonrasında 3 yaşa kadar devam eden saldırganlık eğilimi normaldir. Ailenin yönlendirmesi ve eğitim ile, 3-7 yaş arası çocuk saldırganlığını kontrol edebilir. Bu süreç içerisinde 4 yaşındaki çocuk tartışmaya daha az eğilimlidir. 8-9 yaşında ailenin eğitimi ile iyi kontrol kazanmışsa kısa tartışmalar yaşanır. Genel olarak 10 yaşındaki çocukların % 1’inde saldırganlığa rastlanır.

  1. İçe-dönük saldırganlık: Bazı geçici uyum bozukluklarına eşlik eden ikinci bir uyum bozukluğudur. Tırnak yeme, saç koparma, kendini ısırma gibi bireyin kendine yönelik saldırganlığı söz konusudur.

  2. Dışa-dönük saldırganlık: Çevresine ve arkadaşlarına karşı vurucu, kırıcı olma, eşyalara veya başkalarına zarar verme, vurma, dövme, eziyet etme, kavga etme görülür. Eğer başkalarına veya bir şeye zarar verirken engellenirse kendini yerden yere atar, tepinir.

SALDIRGANLIK NEDENLERİ

  • Korunma ihtiyacı: Kişinin kendisini koruma ihtiyacının soncunda oluşur. Organizma bir tehlike hissetmiştir. Bu nedenle saldırganlık bazı yerlerde olmalıdır. Fakat kişi kendisine veya başkalarına zarar veriyorsa uyumsuzluk yaratacağı için kontrol altına alınmalıdır.

  • Gereksinimlerin engellenmesi: Bu engellerden kurtulmak için saldırganlık oluşur.

  • Model alma: Çevredeki örneklerin sorun çözme yolunu rol model alır. (Bandura’nın yaptığı araştırmaya göre saldırganlık öğrenilmiştir. Yaptığı deneydeki çocukları üç gruba ayırmıştır. İlk gruba; içi doldurulmuş bir oyuncak bebeğe çocukların yaptığı saldırgan davranışlar izlettirir. İkinci grup; oyuncak bebeğe yapılan saldırgan davranışı görmez. Üçüncü grup; yetişkinlerin bebeğe yaptığı saldırgan davranışı izler. Daha sonra bu üç gruptaki çocuklar, videodaki oyuncak bebeğe benzer bir bebekle aynı odada yalnız bırakılır. Saldırgan davranış izlettirilen çocuklar, aynı saldırgan davranışı sergilerler. Fakat ikinci gruptaki çocuklar saldırgan tepki göstermezler.)

  • Çocuklukta yaşanılan bedensel cezalar. (dayak…vb.)

  • Korku

  • Ebeveyn davranışları: Çocuklukta sevgi, şefkat ve güvenden yoksun büyüme. Ebeveynin kendine güveni olmaması, kendine ve çocuğa saygı duymaması, tutarsız davranması. Çocukta anne rolünün yetersiz ve silik olması. Gereksiz yere çocuğun davranışlarının engellenmesi. Çocukla alay eden, davranışlarını ve isteklerini eleştiren anne-baba tutumları.

  • Psikotik birey: Aşırı saldırganlık varsa, diğer tüm nedenler araştırıldıktan sonra bir şey bulunamazsa nedeni, bireyin psikotik olması olabilir.

SALDIRGANLIK NESNELERİ

  • 2-3 yaş çocuğu kendini ifade edemediği için ya da otoritenin fazla baskıcı olması durumunda saldırganlığı kendine yöneltir.

  • Anaokulunda saldırganlık objelere eşyalara yöneliktir.

  • İlkokulda saldırganlık insanlara yöneliktir.

SALDIRGANLIK TEDAVİSİ

  • DÖNÜŞÜM: Saldırganlık yok edilemez. Ancak yapıcı bir biçime dönüştürülebilir.

  • BAŞKA ALANA YÖNLENDİRİLİR: Saldırganlığın kısıtlandığı her ortam gerginliğe neden olur. Bu nedenle engellenmemeli, başka alana yönlendirilmesi ve böylece bu duyguyu dizginleyerek kontrol etmesi sağlanmalıdır. Saldırganlık duygusu engellenen birey, psikosomatik rahatsızlık yaşar. Çocuklarda ise otorite figürü yokken saldırganlık görülür.

  • SALDIRGANLIK GEÇTİĞİNDE AÇIKLAMA YAPILIR: Saldırganlık davranışı ortaya çıktığında değil, farklı bir zamanda bu davranış üzerinde durulmalıdır ve bireyin farkındalığı arttırılmalı. Kişi o anda bunu anlayamaz.

  • MODEL OLUN: Saldırganlık öğrenilen bir davranış olduğu için, her durumda sakin model olunmalıdır.

  • DUYARSIZ KALMAYIN: Gerek çocuk, gerekse yetişkin olsun, bu davranışa duyarsız kalınmamalı, gerekli önlemler alınmalıdır.

  • DEDİKLERİNİ YAPMAYIN: Saldırgan kişinin dediklerini yapmak, bu davranışı pekiştirecektir. Bu nedenle saldırgan olduğunda dedikleri yapılmamalıdır.

  • SORUMLULUK VE ETKİNLİK: Bireyin yaşam kalitesini arttıracak çalışmalara katılması, yapabileceği sorumlulukların verilmesi kendine güveni arttıracaktır. Çocuklara ev içi sorumluluklar verilip, günlük bazı etkinlikler yaptırılabilir.

  • KIYASLANMA VE REKABETTEN UZAK DURUN: Özellikle çocukların kıyaslanmaması ve rekabetçi bir ortam oluşturulmaması gerekir. Yetişkin bireylerde bu durumlardan uzak kalmalıdır.

  • GEREKSİNİMLERİN KARŞILANMASI: Yaşına bakmadan her bireyin gereksinimleri zamanında karşılanmalıdır. Yetişkin kendi ihtiyaçlarının farkına vardırılıp, bunları karşılamak yolunda teşvik edilmelidir.

  • ŞİDDETLİ İÇERİK İZLENMEMELİ: Çocuklara şiddet içeren yayınlar izlettirilmemeli. Yetişkin birey de izlememeli.

  • MUTLULUĞU-HUZURU ARTTIRIN: Bireyin olumlu duygusal deneyimleri arttırılmalı.

  • FİZİKSEL ENERJİNİN BOŞALTILMASI: Saldırganlık enerjisi fiziksel egzersizle boşaltılabilir.

  • ÇEVRE DEĞİŞİKLİĞİ: Ev ortamını veya okul ortamını değiştirmek. Bireyin saldırgan tavırlar gösterdiği yerlerden uzaklaşması gerekir.

  • DESTEK SAĞLANMASI: Yetişkin bireylerde veya çocuklarda bir destek sisteminin oluşturulması. Saldırgan dürtülerini kontrol etmesini sağlayacak bir arkadaş, koç veya çocuklarda bir yetişkin bu rolü üstlenebilir. Çocuk o yetişkin ile oyun oynamalı daha çok vakit geçirmelidir.

  • SAVUNMALARI YIKMAK: Bireyin saldırgan davranışını başkasına yıkmak istediğinde, bu savunmaları yıkmak gerekir. “Bağırdım çünkü bunu hak etti” diyorsa bu durum onaylanmamalı. Kendini kontrol sorununu başkasına yıkması kabul edilemez bir şey olduğu anlatılmalı. Aksi takdirde sorunun sorumluluğunu almayacaktır ve kendisini haklı gördüğü durumda saldırganlık devam edecektir.

SALDIRGANLIĞIN TEDAVİSİNDE EĞİTİMSEL TEKNİKLER

1-SOSYAL BECERİ ÖĞRETME

ATILGANLIK EĞİTİMİ: Çocuğun hakkını koruması ve kendini doğru bir şekilde ifade etmesi için eğitim verilir. Bunu yaparken vurup kırmadan, bağırmadan, girişimcilik kazanır. Örneğin kalemini izinsiz alan çocuğa vurmak verine ona ne söyleyebileceğinin öğretilmesi.

EMPATİ EĞİTİMİ: Bu beceri bazılarında doğal olarak vardır. Bazıları ise öğrenmelidir. Çocuk saldırgan tepki gösterdiğinde karşı tarafın neler hissetmiş olabileceğini anlaması için bazı çalışmalar yapılır.

PROBLEM-ÇATIŞMA ÇÖZME EĞİTİMİ: Sorunu kavga ile çözmeye çalışması yerine, saldırganlığa başvurmadan bu çatışmasını nasıl çözeceği anlatılır. Problem çözme teknikleri öğretilir.

EBEVEYN EĞİTİMİ

  • Anne-baba çocuğun önünde tartışmamalı. Sorunlarını yapıcı yoldan nasıl çözdüklerini rol model olarak göstermeli.

  • Tutarlı bir disiplin uygulanmalı. Eğer anne-babanın tepkisine karşı bir saldırganlık varsa bu durum düzelecektir.

  • Saldırgan davranış hoş görülmemeli, göz yumulmamalı, mutlaka engellenmeli. Neyin yapılmaması gerektiği açık bir şekilde anlatılmalı.

  • Otorite figürü sağlanmalı. Psikanalitik yaklaşıma göre; özellikle erkek çocuklarda otorite figürü yoksa ve evde kadın egemenliği varsa, saldırgan davranış gösterme daha fazla olabilir. Bu durumda bir erkek modelden yardım alınmalı.

  • Asla fiziksel bir ceza kullanılmamalı. Bazı şeylerden mahrum bırakma veya oyun, dışarı çıkmak vb. etkinliklerle bir mola verip (time-out) sakinleşmesini sağlamak gerekir.

Time-out: Çocuğun saldırgan davranışı bitene kadar başka bir ortamda durmasını sağlama (odası veya dışarı çıkması…vb) Tepinip ağlaması bittikten sonra yanınıza gelebileceğini söyleyin. bu arada sakinleşmek için başka şeyler yapabilir. Bu süre bitene kadar çocuk yalnız kalmalı ve kimse onunla konuşmamalıdır. Bu şekilde kendisini kontrol etmeyi kendi başına öğrenecektir. Tutarlı bir şekilde devam edilirse bu süre gitgide kısalacaktır.

2-PAYLAŞ-UZAKLAŞ-PAYLAŞ TEKNİĞİ

Önce durumu veya olayı paylaşması istenir. Sonra başka bir şeyle ilgilenmesi başka bir etkinlik yapmasına teşvik edilir. Sakinleşince gelip ne yaşadığını yeniden paylaşması istenir.

3-İSTENEN DAVRANIŞI PEKİŞTİRME- ÖDÜL YÖNTEMİ

Bunun için bir çizelge oluşturulur ve ödül listesi hazırlanır. Saldırgan davranış yerine yapılacaklar listeye yazılır. Bu davranışlar sergilendiğinde çizelgeye işaret konulur. Çocuklarda süre belirlenebilir. Örneğin: “1 saat içerisinde olumlu davranış sergilersen bir yıldız alacaksın. 10 yıldızın olursa seninle şunu yapacağız veya şunu oynayacağız.” Denilir. Çizelge takibi çok önemlidir. 1 hafta düzenli takip edilmelidir. Bu süreçte farkındalık oluşturulması için yıldız çocuğa çizdirilir ve takibi kendisinin yapması teşvik edilir. Saldırgan davranış sergilerse yıldız verilmez. Tabloya işaret konulmaz. Sakinleşince sorun konuşulur. Saldırganlık yerine neler yapabileceği konuşulur. Yetişkinler ve çocuklar için hazırlanan bu çizelgenin amacı; kişinin saldırganlığını kontrol etmesini öğrenmesini sağlamaktır.

4-KENDİ KENDİNE KONUŞMA YÖNTEMİ

Bireyin kendi saldırganlığını kendisinin ketlemesi için, başkalarına saldırmak istediğinde içinden konuşması istenir. Kendisine direktifler verebilir. Örneğin:

“İçinden 10’a kadar say.”

“Kendi kendine telkin: Olumlama cümlesini tekrar et veya Dua et.”

“Hangi davranış içinden geliyorsa onu yapmak yerine konuş.”

“Bu davranışa geçmeden önce bunun sonucunu düşün.”

“Bulunduğun ortamdan uzaklaş ve eğer saldırsaydın ne olurdu düşün.”

5-SOSYAL DEĞERLERİN GELİŞTİRİLMESİ

Daha önceki bir saldırı anının bireye hatırlatılması ve karşıt bir anının düşündürülmesi şeklinde sonuçlanır. Bu şekilde ifade etmesi ile alternatif duygular hissettirilmesi sağlanır.

6-SALDIRGANLIK ÜZERİNDE KONUŞMA

Kişiye saldırgan bir kişinin videosu izlettirir. Daha sonra bunun üzerinde konuşulur. Yorum yapması ve fikrini söylemesi istenir.

7-ALTERNATİF ETKİNLİKLER- KATARTİK YÖNTEM

Psikanalitik kurama göre; bireyin boşaltamadığı saldırganlık dürtüsünü sembolik bir şekilde boşaltmasına katartik yöntem denilir. Kızgınlıktan kurtulmanın alternatif yolları öğretilir. Çocuklarda oyun terapisi ile bu duygu ifade edilir. Yetişkinlerde drama, kum terapisi kullanılabilir. Farklı yöntemlerde olabilir:

Vurma davranışı için: kızdığında tahtaya çivi çakma

Sıkma için: hamur, çamur oynama

Tekmeleme için: futbol oynama

Bu sayede bireyde katartik rahatlama oluşur.

UTANGAÇ KİŞİLERİN ÖZELLİKLERİ

  • Kendi içlerine kapanıktırlar,

  • Farklı ortamlarda rahatsız olurlar,

  • İddiasızdırlar

  • Sınırlı sosyal yaşantıya sahiptirler,

  • Utangaç çocuk resim çizerken kendisini kenarda, köşede veya küçük çizer,

  • Öz-güveni yoktur.

UTANGAÇLIK NEDENLERİ

  • İlk çocukluk döneminde yaptığı davranışların ayıplanması,

  • Çocuktan mükemmel davranışlar beklenmesi,

  • Anne-babanın obsesif olması,

UTANGAÇLIK TEDAVİSİ

  • Sosyal gruplara katılmak, (grup sporları… vb)

  • Sosyal beceriler kazandırılması,

  • Arkadaş kazanması için desteklenmesi,

  • Yeteneği doğrultusunda ortam bulması için teşvik edilmesi,

  • Çocuk ise başkalarının yanında onurlandırılması, övülmesi, takdir edilmesi,

  • Yetişkinlerde ve büyük çocuklarda sorun nerdeyse buna yönelik olarak sözel destek sağlanır. Duygusal ve düşünsel boyutta farkındalık oluşturulur.

  • Duygu ifadesi pekiştirilir ve desteklenir.

Geçici heves, maymun iştah gibi sözlerle karakterize edilir.

KAPRİSLİ KİŞİLERİN ÖZELLİKLERİ

  • İsteklerinde sık değişiklik yaparlar,

  • Kararsız bireylerdir,

  • Mantıksız hareket ederler,

  • Etraflarını rahatsız ederler,

  • Israrcıdırlar, yaptıklarını kabul ettirmeye çalışırlar,

KAPRİS NEDENLERİ

  • Kendine güven duygusunun gelişmemiş olması,

  • Bencil bir şekilde yetiştirilme. Çocukken her isteğinin yerine getirilmesi.

  • Kişi zihin yönünden geri veya zayıf bir mantığa sahipse daha kaprisli olur.

  • Hastalık sırasında kapris yaparlar ve bunu alışkanlık haline getirebilirler.

  • Gençlerde dış uyaranlara karşı gelme arzusundan dolayı kapris yaparlar.

KAPRİS TEDAVİSİ

  • Kişiye yakın çevresinin değer verdiğini göstermesi gerekir.

  • Tek çocuklarda kapris görülür. Bu nedenle sosyal ortamlara girmesi ve paylaşmayı öğrenmesi gerekir.

  • Hastalık sırasında ortaya çıkmışsa, çocuğun makul istekleri yerine getirilir.

  • Başarılı olabileceği, kendini yeterli hissettikleri alanlara yönlendirilmeli

  • Kaprisli modeller çocuğun kaprisli olmasına neden olur. Yakın çevredeki bu bireylerin farkındalık oluşturması sağlanmalı.

İnatçılığın belli bir nedeni yoktur. Birey ısrar eder ve davranışlarını değiştirme gereksinimi duymaz. Engellenme durumu olmasa da alışkanlık haline gelmiştir. 3-5 yaşları arasında görülmesi normaldir. Bu yaşlardaki inadın nedeni; çocuk kendi varlığının farkına varmıştır ve başkalarına kabul ettirmek istemektedir.

İNATÇILIĞIN BEDENSEL BELİRTİLERİ

  • Çenede sıkılma,

  • Dudakların aşağı sarkması,

  • Ellerin önden veya arkadan bağlanması,

  • Bedenin gergin olması,

İNATÇILIĞIN NEDENLERİ

  • Çoğunlukla yanlış tutum ve davranışlar. Özellikle yanlış anne-baba tutumları inatçılığı pekiştirir. Çocukta anne-babadan intikam alma isteği doğar.

  • Çocukta epilepsi olabilir

  • Hormonel bozukluk olabilir,

  • Çocuğun, büyüklerin isteğini yapmaya zorlanması, yapmadıklarında şiddete maruz kalması,

  • Engellenme öfkeye neden olur. Öfke sonucunda inatçılık oluşabilir.

İNATÇILIĞIN TEDAVİSİ

  • İnat anında; İlgi başka yöne yönlendirilmeli, dikkat farklı bir alana çekilmelidir.

  • Anne-babaların inatçılığın dönemini bilmesi gerekir,

  • Sakin davranılmalıdır,

  • Kesinlikle taviz verilmez, yılgınlık gösterilmez,

  • Çocuklardan herhangi bir beklentide bulunulduğunda, bu beklentinin çocuğa uygun olmasına dikkat edilir. Çocuk bu beklentileri yerine getiremiyorsa, katı ve sert tedbirler almamak gerekir.

  • Ailedeki tüm fertlerin eğitim yöntemi hakkında bilgilendirilmesi gerekir.

İç ve dış uyaranlar karşısında, hızla uyuma yarayan çoşkusal davranışlar gösterme. doğal bir duygudur. Kişinin engellendiğinde gösterdiği bir tepkidir. Çocuklarda daha çok yemek, temizlik, tuvalet eğitimi, uyku gibi konularda kendini gösterir.

İncinme, engellenme ve tehdit karşısında gösterilen saldırganlık tepkisidir. Çok yoğun kızgınlık vardır. En ufak bir tepki öfkeye neden olur. bastırılırsa bireye zarar verir. Uygun bir biçimde dışarı atılmalıdır.

SİNİRLİLİK BELİRTİLERİ

Öfke nöbetleri, sinirliliğin ardından gelen ikinci bir durumdur. Bu nedenle önce sinirliliğin belirtilerini anlamalıyız.

  • Sinirli kişiler; bünyece zayıf ve narindir.

  • Çoğu zaman soluk yüzlüdür,

  • Ürkek ve korkak olabilirler,

  • Dış uyaranlara karşı duyarlıdırlar,

  • Ruhsal yapıları sık değişebilir,

  • Alıngandırlar,

  • Hareketli kişilerdir. Bazı zamanlarda hareketlerindeki kontrolü kaybederler.

  • Sinirli çocuklar; yüzleri morarıncaya kadar ağlarlar.

  • Durgun veya çok heyecanlıdırlar.

  • Etkinliklerden çabuk sıkılarlar,

  • Zekaları iyi olsa da, başarı düzeyleri düşük olabilir.

  • Derin uykuya sahiptirler. Rüyalarından dolayı gece sık uyanırlar.

  • Enfeksiyon riski yüksektir. Grip gibi hastalıklar çok görülür.

  • Gastroit şikayetleri, kabızlık görülebilir.

  • İletişim sorunları yaşarlar.

SİNİRLİLİĞİN NEDENLERİ

  • Kalıtım ve soya çekim etkilidir,

  • Gebelik sırasında annenin yaşadığı travmalar, şoklar

  • Çocuğun içinde büyüdüğü aile yaşantısı (anne-baba tartışmaları, şiddet, boşanma…vb)

  • Çocuğa uygulanan eğitimin yanlış olması

SİNİRLİLİĞİN TEDAVİSİ

  • Bedensel şikayetler için, fizyolojik muayene yapılmalı,

  • Psikolojik inceleme yapılır

  • Anne-baba ve çevre eğitilir.

ÖFKE BELİRTİLERİ

Sinirlilik durumu tedavi edilmezse, öfke halini alır. Aşağıdaki belirtiler başlar.

  • Yumruklar sıkılır,

  • Yüz ifadesi sertleşir,

  • Kaslar gerilir,

  • Alında kırışıklık olur,

  • Yüz kızarır veya bembeyaz olur. Kimisinin yüzü sapsarı olur,

  • Adrenalin düzeyi artar,

  • Nefes alıp verme hızlanır,

  • Vücutta titreme olur,

  • Bilinçli davranış kontrolü azalır,

  • Kimisi eşyaları yumruklar,

  • Bağırıp çağırma görülebilir,

  • Küfürlü konuşma, olumsuz aşağılayıcı konuşma görülebilir,

  • Çocuklar kendini yerden yere atar, tepinir.

ÖFKENİN NEDENLERİ

  • Bedensel rahatsızlıklar (mide, baş, boyun..vb)

  • Gereksinimlerin karşılanmaması,

  • Anne-babanın tutarsız davranışları

  • Birilerini model alma; bireyin çevrede gördüğü öfkeli davranışları denemesi.

  • Sert cezalar, işkenceler öfkeyi arttırır,

  • Pekiştirme; öfkeli davranış öğrenilir. Öfkeli davranınca istekleri karşılanıyorsa, öfke pekişir ve öğrenilmiş bir davranışa dönüşür.

  • Madde vb gibi bağımlılıklar öfkeyi arttırır.

ÖFKENİN TEDAVİSİ

  • Öncelikle nedenleri araştırılıp, onlar üzerinde çalışılmalı.

  • Eğer çocuk ise şiddete maruz kalmamalı,

  • Öfke pekiştirilmemeli,

  • Çocuğun çevresindekiler, değişik ve tutarsız davranışlar göstermemeli

Korkular rüyalarda açığa çıkar. Bu yüzden rüyalar anlattırılmalı. Bu korkular bilinip gerekli çalışmalar yapılırsa zamanla yok olur. Çok şiddetli korkular unutulmaz. Korku güvensizlikle bağlantılı ise şiddetli olabilir.

Korkuda erkeklerle kızlar arsında bir fark yoktur.

2-6 yaş arası çocuklarda korku daha yaygındır.

2-4 yaş arası çocuklarda daha çok hayvan, fırtına, karanlık, yabancı korkusu görülür.

4-5 yaşlarında hayali korkular olur.

5-11 yaş arası doğa üstü şeylerden (cin, peri…) korkma vardır.

Normalde 9 yaşında korkular kaybolur. 10 yaşında tamamen kaybolması beklenir. Uygun yaklaşım olmazsa kaybolmayabilir.

Korkular normaldir ama, fobi derecesinde ise normal değildir.

FOBİ VE KORKU ARASINDAKİ FARK NEDİR?

FOBİ: Tehlikeli olmayan durumlar karşısında gösterilen abartılı tepkilerdir. Mantıksız, tehlikeli sayılmayan nesneler ve durumlar karşısında korku yaşanıyorsa buna fobi denir.

KORKU: Herhangi bir tehlike belirtisi ve bunun farkında olunmasıyla ortaya çıkan olumsuz ve güçlü bir duygudur. Korku, öğrenilmiş bir duygudur. Aslında başkasının yaşadığı ani bir olay çocukta korku yaratır. İç güdüsel korkular da vardır.

KORKU TÜRLERİ

  1. BİREYİN VARLIĞINA ZARAR GELME KORKUSU: Fiziksel yaralanma, hastalanma, zehirlenme, kaçırılma… vb

  2. DOĞAL OLAYLAR: Deprem, fırtına, karanlık…vb

  3. SOSYAL ORTAMLA İLGİLİ KORKULAR: Okul fobisi, sınavlar, eleştiri, psişik güçler, kalabalık, stres…vb

OKUL FOBİSİ

Okul fobisi 1.sınıfta başlar. Nedeni anneye bağımlılıktır. Eğer okul fobisi diğer sınıf seviyelerinde başlarsa, nedeni başka sebeplerdir. Okul fobisi varsa, çocuk kesinlikle okula gönderilmelidir. Anne bağımlılığı çok ise, annenin ilk zamanlar okula gitmesi, yavaş yavaş okula gelişlerinin azaltılması en son artık gelmemesi şeklinde bir yaklaşımla, bağımlılık güvenli bağlılığa dönüştürülür.

KORKU NEDENLERİ

  1. TRAVMATİK DELİRLER: Bunlar fiziksel veya zihinsel olabilir. Kişi küçükken fizyolojik ve bilişsel bir travmatik olay yaşanmışsa bununla baş edecek güçte değildir. Bu yüzden daha sonra bu olay karşısına çıkar. Bazı korkuların nedeni açıktır, bazıları değildir. Örneğin çocuğu kişiyi köpek ısırdı ise hem köpeklerden hem de tüm hayvanlardan korkabilir. Yani korkuyu geneller.

  2. FELAKET HABERLERİ: Tv, dergi, gazete veya sosyal medya gibi basın ve iletişim araçları ile duyurulan veya yanında konuşulan felaket haberleri.

  3. BAŞKA KİŞİLERİ KONTROL ETMEK: Kişi korkusu ile başka insanları yönetmenin ya da etkilemenin mümkün olacağını keşfetmiştir. Böylece ilgi görür ve dediği yapılır.

  4. PSİKOLOJİK YA DA FİZİKSEL ANLAMDA GÜÇSÜZ OLMA: Eğer kişinin özsaygısı düşük ise psikolojik anlamda korkuya karşı savunma mekanizması da zayıftır. Özsaygısı düşük bireyler daha çok korkar. Özsaygısı düşük kızlar, özsaygısı düşük erkeklere göre daha çok korkar.

  5. AİLE ORTAMINA TEPKİ: Eğer ailede aşırı beklenti, mükemmeliyetçi yapı, eleştirilme gibi yanlış eğitim varsa, küçük yaşlardan itibaren olumsuz değerlendirme ve otorite korkusu oluşabilir.

  6. TİTİZLİK VE AŞIRI İSTEKLER: Çocuklukta “Çok kirlisin. Herkes senin için ne der.” Şeklindeki ifadeler veya anne-babanın aşırı titiz olması ya da beklentilerinin fazla olması korkuyu oluşturur.

  7. AİLEDEKİ ÇATIŞMALAR: Çocuklukta sürekli kavgalar nedeniyle korku oluşur. Nedeni güvensizliktir. Güvensiz olan birey korkmaya yatkındır.

  8. MODEL ALMA: Ailedeki veya yakın çevredeki korkuların model alınması

KORKUNUN TEDAVİSİ

 

  • STRESLE BAŞA ÇIKMA TEKNİKLERİ: Stresle başa çıkabilmek için bireyi hazırlamak gerekir.

  • AÇIKLAMA: Bireyle durum soyut ve somut olarak değerlendirilir. Eğer korkan çocuk anlayabilecek yaşta ise, olay ve durumlar sık sık açıklanmalı. Okul öncesi dönemde mantıklı (somut) açıklama, okul dönemi ise soyut açıklama yapılır. Mesela canavardan korkuyorsa: “Canavar gören var mı? Eğer canavar olsaydı birileri onu görürdü veya resmini çekerdi. Ya da bizi de rahatsız ederdi. Ama hiç kimse canavar görmedi. Bu senin hayal ettiğin bir şey olabilir mi?” denilerek bu konu hakkında konuşması sağlanır.

  • DUYARSIZLAŞTIRMA: Korkunun üstüne gidip duyarsızlaştırma. Örneğin öcüden korkan çocuğa: “Gel birlikte öcü resmi çizelim.” Denilir. Köpekten korkan çocuk köpek sevdirilir. Batmandan korkan çocuğa batman kıyafeti alıp giydirilir. Yetişkinlerde aşamalı görev tahsisi ile duyarsızlaştırma sağlanır.

  • BİLMEDİKLERİNİ ANLATMA: Bilinmezlik korkuya neden olur. Çocuklar bilmedikleri şeylerden korkarlar. Büyüme ile olacak değişiklikler onlara anlatılmalı. Yetişkinlerde ise, korku nedenleri konusunda daha fazla bilgi sahibi olmaları sağlanır.

  • OYUN: Oyun çocuğun korkusu ile yüzleşerek başa çıkmasına yardımcı olur. Oyun hem duygularla, hem de düşüncelerle başa çıkabilecek bir ortam hazırlar. Çocuk oyun ile rahatlatılır. Bazı yetişkinlerde de bu yöntem kullanılabilir.

  • SÖZEL CESARETLENDİRME: Çok korkulan durum ya da nesne ile ilgili olarak birey cesaretlendirilir. Bunun için korkulan durumda neler yapabileceği konuşulur. Yapması için teşvik edilir.

  • AŞAMALI GÖREV TAHSİSİ: Korku yaratan durum için, en az korkulu durumdan en çok korkulan duruma doğru birey aşamalı olarak yüzleştirilir. Örneğin: karanlıktan korkan bireyin gece lambası yakması, sonra koridorda ışık açması, sonra daha uzak bir odada ışık açması, en sonunda gece hiç ışık olmadan odada kalmasının sağlanması ödev verilir.

  • MODEL OLMA: Korkan çocuk ise, çevredekilerin ve anne-babanın sakin ve iyimser davranarak model olması gerekir.

  • KAS VE NEFES EGZERSİZLERİ: Gevşeme korkuyu azaltır ve duygu kontrolüne yardımcı olur.

Düzeyi önemlidir. Aşırı düşkünlük derecesinde ise problem vardır. Çocuk hayalinde bir doygunluk kazanmak ister.

3-10 Yaş Arası Gündüz Rüyası İçeriği:

Kendine yönelik bencil arzularla ilgilidir. Kahraman olmak gibi.

10-13 Yaş Arası Gündüz Rüyası İçeriği:

Grup içerinde bir statüye sahip olmak.

14-17 Yaş Arası Gündüz Rüyası İçeriği:

En üst düzeyde görülen dönemdir. Herhangi bir çatışması varsa çatışmadan kaçmak, başarılı ve üstün olmak için görülür.

GÜNDÜZ RÜYASININ NEDENLERİ

  • Rahatsızlık duyduğu şeyler olması,

  • Yalnız olmaları,

  • Ev ve okulun arzularına cevap verememe,

  • Arzu edilen ve ulaşılamayan bir amaç olması,

  • Okulda daha çok görülmesinin nedeni, okulda yapılan bazı şeylerin anlamsız gelmesi,

  • Çocuğa yaptırılan etkinliklerde çocuğa faal olarak etkin bir rol verilmemesi,

  • Çocuk hayalini yönlendiren faaliyetlere giriyorsa gündüz rüya görme sıklığı artar.

  • Kendine güvenin olmaması,

  • Gerçekle yüzleşmekten kaçan çocuklar gündüz rüyalarını çok sık görürler.

GÜNDÜZ RÜYASI TEDAVİSİ

  • Çocuklara ve gençlere etkin olma ve arkadaş edinme olanağını sağlamak gerekir. Etkinlikleri severek yapmalı,

  • Gerçek ve gerçek olmayanı ayırması için farkındalık verilir,

  • Çocuğun elinde var olan şeylerden doyum almasını sağlanmalı,

  • Çocuğun güven duygusunu sağlamak gerekir,

  • Sorumluluk ve geri bildirim verilmeli.

tr_TRTurkish