Loading...

Yalanın başlama yaşı 5’tir. Başkalarını kandırmak amacıyla kasıtlı olarak, düşünce sistemimizde uydurulmuş durumlardır. Bazı çocuklar, söylediğinin yalan olduğunu bilmeden söylerler. Bunu anlamak için çocuğun gelişim dönemine bakmak gerekir. Yalan çocuğun algılama sistemi ile bağlantılıdır. Ona göre büyütüp abartabilir.

YALAN TÜRLERİ

 

  1. HAYALİ (FANTASTİK) YALANLAR: Çocuk hayal kurmak amacıyla yalan söyler. Hayal ve gerçek anlamdaki yalanı ayırt etmeliyiz. Bu bir uyum bozukluğu değildir. Erken çocukluk döneminde görülür. Çocuk bu yalanı rahatlamak için söyler. Bu yalanlarda mantık yoktur. İşittiği veya gördüğü şeylerin etkisi ile bu yalan uydurulur. Tipik olarak hayalindeki birisi ile konuşur. Bu doğaldır. Bu durumda yapılacak şey; çocuğun anlayacağı düzeyde, gerçek ve hayali ayırt etmesini sağlamaktır. Sosyal çevresi olan çocuklarda hayali insan görme ve konuşma olmaz.

  1. TAKLİT YALANLAR: Çevrede yalan kabul görüyorsa, çocuk bunu çabuk sindirir. Doğru ve yanlışı ayırt etmekte zorlanır. Bu durumda taklit edilen kişilerle konuşulmalı.

  1. SOSYAL YALANLAR: Genellikle zor veya kötü durumlardan kaçınmak için yetişkinler söyler. Bazen yetişkinler bu yalanları çocuklara söylettirirler. Çocuk bunu kendisi de kullanmaya başlar. Okula gitmek istemediğinde rahatsız olduğunu söyler. Çocuklara yalan söylettirilmemeli.

  1. DİKKAT ÇEKME YALANLARI: Söylendiğinde başkalarının dikkatini çeker. Başka insanların ona uyarıda bulunmasını veya fark etmesini sağlamak için söyler. Nedeni; çocuklardan yapamayacakları şeylerin istenmesi ya da çocuğun görmezden gelinmesidir. Çocuk bu durumda dikkat çekmek için yalan söyler.

  1. İNTİKAM YALANLARI: Bunlar, karşısındaki kişiden intikam almak için söylenen yalanlardır. Kişinin sevmediği, hoşlanmadığı ya da kendi arzularını engelleyen kişilere karşı kasıtlı kullanılan yalanlardır. Aşırı otoriteye karşı, okulda öğretmeninin öğrencilere ayrım yapması veya başkalarının görünümü veya sahip olduklarını kıskanması sonucu ortaya çıkar. Tehlikelidir.

  1. MENFAAT (ÇIKAR) KARŞILIĞI SÖYLENEN YALANLAR: Çocuklukta oluşur. Karşılık beklenip söylenen yalanlardır.

  1. PATOLOJİK YALANLAR: Burada kasıt ve avantaj yoktur. Düşünülmeden söylenir. Neden söylendiği belli değildir. Ergenliğin ilk yıllarında çıkar. Tedavi edilmezse ömür boyu sürer. Ergenlik başında diğer uyumsuz davranışlarla birlikte karşımıza çıkar. Patolojik yalanda yapıda bir sorun vardır.

YALAN SÖYLEME TEDAVİSİ

 

Uygun bir tedavi ile tüm yalan türleri düzeltilebilir. Öncelikle gerçekten yalan mı söylüyor? Neden yalan söylüyor? Bu durum nelerden kaynaklanıyor? Bunlar saptanmalı. Daha sonra;

  • Anne-baba yakın çevre yalan söylemekten kaçınmalı.

  • Çocuk, bizim istediğimiz tepki, davranış ve tutum gösterdiğinde ilk aşamada tolerans gösterilmeli. (Tolerans nedir: Yalanını bildiğimizi hissettirmeliyiz. Ama ona bağırıp çağırmadan ve onu uyarmadan bunu yapmalıyız.)

  • Anne-babalar, çocuk ve gençlere yapabilecekleri sorumlulukları vermeli. Yeteneklerinin üstünde baları beklenirse, bu yalanla sonuçlanır.

  • Yalan söylemeye neden olan davranışın doğrusu ve nedeni söylenir. Örneğin; elini yıkamadığı zaman, yıkadım diyorsa, “iyi ki yıkadın. Yoksa yemek yerken mikroplar ellerinden ağzına girerek seni hasta edebilirdi” denilir.

  • Baskı uygulanmamalı. Konulan kurallar çocuğun yapabileceği gibi olmalı.

  • Yetişkinler çocuğun kaygılarını, sıkıntılarını ve sorunlarını dinlemeli.

  • Çocuk başka çocuklarla kıyaslanmamalı.

  • Çocuk yalan söylediğinde mükafatlandırılmamalı.

Çocuğun bir şekilde parmak emme durumudur. Ağız bölgesinin tüm iç yüzeyini kullanarak yapılır. Bir elinin parmağını emerken, diğer eli ile nesnelerin okşanması şeklinde görülür. 6 yaşından sonra, süt dişleri düşmesiyle beraber, parmak emme devam ederse, çene kaslarında ve dişlerde deformasyon yaşanır. Parmak emen çocukların % 20’sinde bu deformasyon görülür. Parmak emen çocuklarda genellikle uyum sorunu olmaz. Ancak çocukla alay edilip suçlanırsa uyumsuz davranışlar sergileyebilir.

BAŞLANGICI:

Genellikle 1.yıl sonunda karşımıza çıkar.

Doğum öncesi, doğar doğmaz veya üç-dört aylıkken de başlayabilir.

İlerleyen aşamalarda azalması beklenir.

Amerika’da yapılan çalışmalara göre;

1 yaşındakilerin % 40’ı

5 yaşındakilerin % 20’si

10 yaşındakilerin % 5’inde parmak emme görülür.

BİTİŞİ: Ergenlik veya ergenliğin sonu olabilir. Genellikle 1 yaşın sonunda belirgin şekilde parmak emme sürse de, 10 yaşında % 90’ı bırakır.

4 yaşında tehlike çanları çalmaya başlar. Aile rahatsız olur ve yardım almanın gerekli olduğunu fark eder. Tedavi ile;

5 yaşında % 50’si

8 yaşında % 75’si

Ergenlikte % 5-10 oranında kurtulabilir.

PARMAK EMME NEDENİ

  • Güçlü bir dürtüdür. Mutlaka beslenme gereksiniminden kaynaklanmaz. Çocuk hoş ve zevkli bir eylem yaparak rahatlama duygusu yaşar.

  • Korku, heyecan, acıkma, uyku öncesi dönemde parmak emmeye gereksinim duyar.

  • Çocuk yorgun, üzgün veya hasta hissettiğinde parmak emme isteği artar.

PARMAK EMME TEDAVİSİ

  • GÜVEN-HOŞLANMA DUYGUSU: Çoğunlukla alternatif bir güven duygusu veya farklı bir hoşlanma duygusu yaşayınca, parmak emme bırakılabilir. Bu nedenle güvenli okul ve aile ortamı sağlanmalı. Eğlenceli aktivitelerde rahatlaması sağlanmalı.

  • EMZİK KULLANMA: Ortopedik emzik kullanılmalı. Parmak emme istediğinde bu emzik verilir. 3-4 yaşında parmak emme davranışı azalır.

  • EMME ZAMANI ARTTIRMA: Biberon kullanan çocuklarda, biberonun deliği küçültülerek, emme zamanı artırılabilir.

6 YAŞINDAN SONRAKİ TEDAVİ

  • AÇIKLAMA: Sözel olarak bunun yapılmaması gerektiği söylenir ve nedenleri açıklanır.

  • EŞLİK EDEN SORUNLARI SAPTAMA: Parmak emmeye eşlik eden korku, tırnak yeme, gerginlik varsa bunlara göre tedavi planı hazırlanır.

  • YENİ DURUMLARI ARAŞTIRMA: Yeni stres kaynakları var mı? Neler? Bu durumlarla ilgili önlemler alınır. (Yeni kardeş, yeni eve taşınma…vb)

  • AKTİVİTEYE YÖNLENDİRME: Çocuk elini kullanacağı aktivitelere yönlendirilir.

  • DİKKATİ SORUNA ÇEKMEME: Çocuğa bu davranışı hissettirilmemeli, alay edilmemeli, tehdit edilmemeli, ağız içi engel kullanılmamalı.

  • SÖZEL-DAVRANIŞSAL İPUÇLARI: Çocuk parmağını emince bir kod sözcük kullanılarak, parmağını çekmesi sağlanır. (Baş parmağını gösterme veya bir söz söyleme)

  • YER DEĞİŞTİRME: Parmak yerine emmesi için bir şey verilip onu odasında emmesi ama parmağını emmemesi söylenir. (meyve, sakız, şeker, diş kaşıntı aparatı, emzik…)

  • KARŞIT TEPKİ: Bunun için baş parmağını diğer dört parmağının arasına alıp sıkması.

  • ENGELLEYİCİ APARAT: Eldiven, elini sarma…vb. Burada önemli olan çocuğun buna gönüllü olması ve kendisinin karar vermesidir.

  • FARKINDALIK EĞİTİMİ: Günün belli zamanlarında ayna karşısında oturup parmak emmesi istenilir. Bu şekilde çocuğun kendisini görmesi sağlanır. Çocuk bu durumdan zamanla sıkılır ve parmak emme davranışından vazgeçer.

  • KAYIT TUTMA: Çocuğa; “Parmak emme alışkanlığın için sana yardımcı olacağım” denilir ve parmak emdiği zamanların kaydını tutması istenir. 8 yaş üstü çocuklar için kullanılır. Çocuk kaydı kendisi tutar. Bir kart hazırlanır ve çocuğa parmağını ağzına götürdüğü zamanlarda bu karta bir çizgi çizmesi söylenir. Bu kaydın tutulmasının nedeni; çocuğun parmak emme davranışı ile ilgili iç-görü oluşturmasını sağlamaktır. Böylece davranışının zamanla azaldığını kendisi gözlemleyecektir. Kayıt belli aralıklarla da tutulabilir. Böylece zamanla, hangi aralıkta ne sıklıkla parmak emdiği öğrenilir. İstediği şekilde çetele tutabilir.

TARİH

PARMAK EMME-ELİNİ AĞZINA GÖTÜRME

NE YAPIYORDU?

26-09-2025

Tv. izlerken

  • ÖNLEYİCİ TEDBİRLER: Kayıt tutma ile ne zaman parmak emdiği fark edildiğinde, o etkinlik yerine başka etkinlik konulur veya o etkinliğe ara verilir.

  • ÖDÜL: Karşıt tepki kullanınca ve kayıt tutmada sayı azaldığında ödül verilir. Bunun için çocukla birlikte bir ödül listesi hazırlanır.

Bir kas kulesinin katıldığı bir tepki yada hareketin, hiçbir amaca yaramadığı halde, sadece içten gelen itkilerle, istemsiz bir şekilde oluşmasına tik denir. Alışkanlık spazmı da denilebilir.  Genelde refleks biçimindedir ve kontrol dışıdır. İçsel gerginliklerin dışa yansıması söz konusudur. Örneğin omuz tiki nedeni; herşeye evet demeye zorlanan çocuk, içinden hayır demeye çalışıyordur.

Değişik yaş gruplarında tikler farklıdır:

8-12 yaşlarda en sık görülür.

6 yaş civarı göz kırpma tiki daha fazla görülür

6 yaş öncesi tikler çok nadir görülür

Ergenlikte göz kırpma tiki tamamen kaybolur

Tikler, ağır öğrenen çocuklarda daha çok görülür. Ancak, öğretilebilir yada eğitilebilir çocuklarda daha aza görülür. Çünkü kaygı düzeyleri düşüktür.

Cinsiyet olarak erkeklerde, ırk olarak Musevilerde daha çok görülür.

 

TİKLİ BİREYLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

  • Huzursuz, hassas, duyarlı, bencil, çabuk yorulur.

  • Kendilerini tanıyan bilinçli bireylerdir.

TİKLERİN TÜRLERİ

  1. GEÇİCİ TİKLER: Gerilim kaybolunca tik kendiliğinden kaybolur. Belirli zamanlarda görülür.

  2. CİDDİ KRONİK TİKLER: Çok dirençlidir. Nörolojik kaynaklıdır.

  3. GİLLES TOURETTE TİKİ: Genellikle yüz, boyun, el ve ayaklarda istem dışı hareketlerdir. Bunlar çok sert ve açık konuşmalar, garip ve uygunsuz kelimeler söylemek şeklinde ortaya çıkar. Hastalık 10 yaşında başlar. Kelime tekrarları ve açık şaçık konuşma şeklinde görülür. 10 yaş öncesi garip hareketler görülür. Kız ve erkeklerde aynı sıklıkta görülür. Aile geçmişinde bu tür bozukluğa rastlanır. Ruhsal anlamda bozukluk gösteren bireylerdir. Uykuda kaybolur. Bazen eşlik eden psikozlar vardır.

TİK TEDAVİSİ

Çocuklardaki çoğu tik geçicidir. Ağır olanlar geç düzelir.

  • Çocuğun ailesi ve çevresi ile ilgili çatışmalar ortadan kaldırılmalı.

  • Müdahale önlenmeli: Çocukla alay edilmemeli, taklit edilmemeli, kıyaslanmamalı.

  • İlk fark edildiğinde çocuk uyarılmamalı. Çocuğa da bu durum fark ettirilmemeli. Aksi takdirde çocuk tikten kurtulamazsa, başarısızlık duygusuna kapılabilir.

  • Çocuk dinlendirilmeli, okul dışı faaliyetleri azaltılmalı.

  • Kullandığı ilaç varsa yeni ilaç yazılmamalı.

  • Benliği güçlendirme: Çocuk tiklerini kabul etmeli.

  • Çocuktaki kaygıyı azaltmalı: Gevşeme egzersizi, karşıt tepki…)

  • Ergenlik döneminde alışkanlık türü bir uyum bozukluğu vardır.

  • 4-5 yaşlarında ve ailenin yanında yeme ile başlar.

  • Tırnak yiyen çocukların yapıları genelde gergin ve heyecanlıdır.

  • Uygun önlem alınmazsa yetişkinlikte de devam eder.

  • Yapılan çalışmalara göre; popülasyonun % 23 ile % 35 arasında tırnak yeme sorunu bulunmuştur. Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık görülür.

  • Yapılan araştırmalarda tırnak yiyen bireyin yenilen tırnaktan utanç duyduğu ve grup içerisinde ellerini sakladığı bulunmuştur.

  • Ergenlikte yalnız yemeyi tercih ederler.

TIRNAK YEME NEDENLERİ

  • Saldırganlık dürtüsü: Psikanalitik görüşe göre; bu dürtüyü bastırmak veya boşaltmak için, libido enerjisini tırnak yemeye yöneltir.

  • Taklit

  • Bazıları tırnaklarını düzeltmek için yemeye başlar

Nedeni ne olursa olsun, etkisi uzun dönem sürer.

TIRNAK YEME TEDAVİSİ

  • TÖRPÜ İLE DÜZELTME: Tırnak düzenli olarak törpü ile düzeltilir. Çocuğun bu alışkanlığı kendisinin kazanmasına teşvik edilir.

  • ALIŞKANLIK KAZANDIRMA: Küçük çocuklarda elleri meşgul edecek alışkanlıklar kazandırılır.

  • HATIRLATICILAR: Sürekli uyarılıp kızılmaz. Elini ağzından çekmesi için aile kendi arasında bir hatırlatıcı kelime veya davranış kullanabilir.

  • KAYIT TUTMA: Çocuğa; “tırnak yeme alışkanlığın için sana yardımcı olacağım” denilir ve tırnak yediği zamanların kaydını tutması istenir. 8 yaş üstü çocuklar için kullanılır. Çocuk kaydı kendisi tutar. Bir kart hazırlanır ve çocuğa tırnağını ağzına götürdüğü zamanlarda bu karta bir çizgi çizmesi söylenir. Bu kaydın tutulmasının nedeni; çocuğun tırnak yeme davranışı ile ilgili iç-görü oluşturmasını sağlamaktır. Böylece davranışının zamanla azaldığını kendisi gözlemleyecektir. Kayıt belli aralıklarla da tutulabilir. Böylece zamanla, hangi aralıkta ne sıklıkla tırnak yediği öğrenilir. İstediği şekilde çetele tutabilir.

TARİH

TIRNAK YEME-ELİNİ AĞZINA GÖTÜRME

NE YAPIYORDU?

26-09-2025

Tv. izlerken

  • ÖDÜL YÖNTEMİ: Kayıt tutma tekniğini ile beraber kullanılır. Bunun için çocukla birlikte bir ödül listesi hazırlanır. İlk gün kaç kez tırnak yediği sayılır. Diyelim ki 10 kez yedi. Ertesi gün bundan daha az yerse (mesela 8) bir ödül verilir. Her gün bu sayı aşağıya çekilir. Her azalmada çocuğa bir ödül verilir.

  • CEZA YÖNTEMİ: Eğer birey yetişkinse ve kabul ediyorsa ceza da kullanılabilir. Çocuk kabul ederse bu alışkanlıktan kurtulması için ödül ile birlikte ceza da kullanılabilir. Bireyin koluna bandaj lastiği takılır. Her elini ağzına götürmesinde lastiği çekip bırakması istenir. Veya istenilen sayıya ulaşmadığında bir eşyasını vermesi istenir. Ya da bazı davranışları kısıtlanır veya istekleri karşılanmaz. Bunlar da önceden bir liste halinde birlikte belirlenir. (örneğin; dışarı çıkmasına izin vermeme, ekran süresini kısaltma… vb). Ceza tırnak yeme davranışında bir azalmaya neden olmuyorsa devam edilmez. Ödül kadar etkili bir yöntem değildir.

  • UYANIKLIK EĞİTİMİ: Çocuğun karşısına bir ayna konulur ve tırnak yiyormuş gibi yapması istenir. Çocuk kendini gözler ve bu arada ona: “Bunu yaptığında sence nasıl görülüyorsun? Bunu yapmaya devam etmek istiyor musun?” diye sorulur.

  • KARŞIT TEPKİ YÖNTEMİ: Tırnak yeme dürtüsü meydana geldiğinde, çocuktan karşıt bir aktivite yapması istenir ve bu aktivite öğretilir. Örneğin: elini aşağı doğru sallama, tırnağını sert bir zemine vurma, ellerini yumruk yaparak sırayla sıkıp gevşetme, baş parmağını diğer dört parmağı ile tutup sıkma, sert hamur ovalama, kağıtları buruşturma… Karşıt tepkiden sonra sözel pekiştirme kullanılır. (Aferin. Gayet iyisin. Tebrikler. Bravo…)

  • TAKMA TIRMAK TAKMA: Tedavinin başında kullanılan yöntemlerle bir gelişme sağlanamasa takma tırnak takılır. Çocuğa tırnaklarının böyle görülmesinin nasıl bir his olduğu sorulur. Her tırnak yeme isteğinde törpülemesi ve elleriyle ilgilenmesi istenir. (krem sürme, ovalama). Düşen tırnak olursa yenilenir. 2 hafta takip edilir.

  • DERİN GEVŞEME TEKNİĞİ: Tırnak yemenin temelinde yoğun bir anksiyete olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle rahatlama teknikleri kullanılır.

Nefes Teknikleri: Nefes alırken rahatlatıcı bir kelime düşünülür. Nefes verirken söylenir. Burundan derin nefes alınır. Diyafram şişirilir. Ağızdan vermesi istenir. Çocuklarda 6-3-6 saniye kullanılır. Alırken 6’ya kadar say. Tut 3’e kadar say. Bırakırken 6’ya kadar say.

Kas Gevşetme: Sırayla vucüt kısımları kasılıp gevşetilir.

Antisosyal davranış bozukluğu tanısı 8 yaşında konulabilir. 1 ve 5 yaşları arasında çocuktaki yatkınlık gözlenebilir. Çocukta genel anlamda bir eksiklik vardır. Diğer çocukların yaptıklarını veya duygularını pek kaale almazlar. Yaptıkları yanlıştan sonra, pişmanlık duymazlar. Arkadaş kavgaları ve birilerini dövme davranışına sık rastlanır. Zamanından önce cinsel eylemler görülür. Çok saldırgan veya boyun eğici olabilir. Erken yaşlarda sigara veya alkol içimi görülür. Akademik başarısı düşük, zekaları beklenenin altında olur. ailelerinde alkolizm vardır. Bununla beraber depresyon yaşayan ailelerde görülür. Çocukta aşırı kaza yapma davranışı vardır.

DSM-4’E GÖRE ANTİSOSYAL BOZUKLUK TANISI

(DSM-DİAGNOSTİC STATİSTİK MENTAL DİSORDERS)

Aşağıdaki belirtilerden en az üçünün bulunduğu ve en az altı ay süren kişilerde, antisosyal davranış bozukluğu vardır denilebilir.

  1. Birden fazla kez, başkalarına fark ettirmeden çalma

  2. Anne-baba veya başka yakınlarının evindeyken birden fazla kez evden kaçma

  3. Çoğu kez yalan söyleme

  4. İsteyerek yangın çıkarma

  5. Çoğu kez; “okula gidiyorum” deyip gitmeme

  6. Başka birinin evine, binasına veya arabasına zarar verme

  7. Hayvanlara zarar verme

  8. Başka birini cinselliğe zorlama

  9. Birden çok kez, bir kavgada silah bulundurma (çakı, kırık şişe, silah…)

  10. Kavgayı çoğu kez kendisinin başlatması

  11. Zarar verdiği kişi varken ona zarar verme

  12. İnsanlara acımasız davranma

  1. SUÇLU ÇOCUKLAR: Davranışları, sosyal çevreleri, anne-baba tutumları ya da bireysel özellikleri açısından suç işleme özelliğine sahip çocuklar. Suça teşvik edilirler. Kanunen suç sayılan eylemleri gerçekleştirirler. Suçlu olmaya eğilimleri vardır. Suçlu çocukların, suçlu olmalarının temelinde; yoksulluk, uygun eğitim alamama, şehirleşme, aile parçalanmaları, akran zorlamaları vardır. İleride bu çocukların çoğu kişilik bozukluğu gösterirler. Çoğu suçlu çocuğun eğitiminde başarılı olunamaz.

  2. SUÇA YÖNELMİŞ ÇOCUKLAR: Suç işleme tehlikesi içinde bulunan çocuklardır.

  3. KAÇAK ÇOCUKLAR: Evden, okuldan ya da iş yerinden kaçan çocuklardır. Kaçışlarının nedeni; dikkat çekmek, sıkıldıkları ortamdan uzaklaşmak, sevgisizlik, macera arayışı, diğer insanlara özenme, yoksulluk, baskı, anne-baba kavgaları. Yapılan araştırmalara göre, erkekler kızlara oranla daha çok kaçıyormuş.

  4. HIRSIZLIK YAPAN ÇOCUKLAR:

Çocuk ne çalmış, ne zaman, niçin, bu kaçıncı çalması, kimden çalıyor? Bunlar araştırılmalı.

Nedeni;

  • Başkasını mahrum etmek,

  • Kendi mahrum olduğu şeyleri elde etmek,

  • Zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılayamamak,

  • Mülkiyet (kendine ait mal sahibi olma) kavramının oluşmaması,

  • İntikam alma isteği: Çocuk anne-babayı cezalandırmak için onlardan para çalabilir. Eğer intikam hissi hırsızlık yapacak kadar güçlü olmazsa, kişinin sahip olduğu şeyleri tahrip etmeye dönüşebilir.

  • Başkasının ilgisini çekmek için, birilerinin eşyasını alıp dağıtabilir.

  • Aşağılık kompleksinin telafisi amacıyla hırsızlık yapılabilir.

  • Ergenlikte grubun ilgisini veya onay kazanmak için hırsızlık yapılabilir.

KLEPTOMANİ: Hırsızlığın yapımından alınan haz ve kişinin gereksinimi olmadan hırsızlık yapması, kleptomaninin belirleyici özellikleridir. Alışkanlık da kleptomaniye neden olur. kişi hırsızlığa alışmıştır ve yapınca bundan haz alır. Patolojik bir rahatsızlıktır.

KRİMİNAL HIRSIZLIK: Suç sayılan hırsızlıktır. Birey 18 yaşındadır.

HIRSIZLIK DAVRANIŞINI ÖNLEYİCİ TEDBİRLER

  1. Çocuklara erken yaşlardan itibaren mülkiyet kavramı verilmeli. Çocuğa ait eşyalar olmalı ve bu eşyalar izinsiz ellenmemeli ve alınmamalı.

  2. Çocukların ihtiyaçları, gereksinimleri zamanında ve yerinde karşılanmalı.

  3. Çocuk hırsızlık yaptığında fark edilirse teşhir edilmemeli.

UYUM: Bir bütünün parçaları arasındaki ahenktir. Çevremizle bir bütünüz ve onun bir parçasıyız. Dolayısıyla çevreye ve çevredeki değişikliklere uygun davranmaya biçimleri geliştirmeye uyum denilir.

UYUMSUZ: Bu bütünün ahenginin bozulmasıdır. Kişi kendisi ve çevresi arasında uygun iletişim geliştiremez. Uygun eğitim ile düzeltilebilir. Patolojik rahatsızlıklar eğitim ile düzeltilemez. (beyindeki yapısal ve işlevsel bozukluklar)

3 çeşit uyum vardır:

  1. Sosyal Uyum: Bireyin çevredeki değişikliklere uyum göstermesidir.

  2. Genel Uyum: Bireyin kendi benliği ile çevresi arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bunu sürdürebilmesidir. Çevreden gelen uyanlara ve kendinden gelen uyaranlara farklı tepkiler gösterebilmesidir.

  3. Biyolojik Uyum: Bireyin kendi organizmasında varolan değişikliklere uyum göstermesidir. En fazla biyolojik uyumsuzluk ergenlik döneminde yaşanır. Yaşlılık döneminde de biyolojik uyumsuzluk yaşanır.

UYUMSUZ DAVRANIŞLAR

Aşağıda sıralanan uyumsuz davranışların bazı örnekleridir.

  • Sinirli sinirli hareket etme

  • Huzursuzluk

  • Adelede seğirme (tik)

  • Okulda motivasyon azlığı, ilgisizlik

  • Belirgin başarısızlık

  • Kıskançlık

  • Aşırı derecede hırslı olma

  • Başarısız olacağını hissedince geri çekilme

  • Tırnak yeme

  • Kendine zarar verici davranışlar

  • Dikkatsizlik

  • Eleştiriye karşı aşırı duyarlılık

  • Konuşma bozuklukları (kekemelik…)

  • Yalan söyleme, başkalarını aldatma

  • Kaza yapmaya eğilim

  • Kolayca çöküntüye girme

  • Sık sık ellerin titremesi

  • Aşırı tutarsız tavırlar

  • Küfürlü konuşma

  • Sık sık ağız dalaşı yapma

  • Aşırı savunuculuk

  • Eşya yada bireye tahripkarlık

  • Çalma

  • Özellikle otoriteye direnme

  • Zorbaca davranışlar

  • Konsantrasyon bozukluğu

  • Öfke nöbetleri

  • Bağırıp çağırma

UYUMSZU DAVRANIŞLARIN NEDENİ

  1. Kalıtım

  2. Bedensel faktörler (sonradan olan problemler)

  3. Hastalıklar

Hastalıktan aşırı korunma ya da ihmalkarlık. Kellik, saç dökülmesi gibi dermatolojik bozukluklar. Cücelik, devlik gibi hormonel problemler

  1. Kazalar, şoklar

  2. Bireyin temel gereksinimlerinin karşılanmaması

Fiziksel gereksinimler: Açlık, korunma, temizlik…

Psikolojik gereksinimler: Güven, sevgi, başarılı olma, onay alma, saygı duyulması…

Sosyal gereksinimler: Bir gruba ait olma ihtiyacı, prestij, kişiye güven duyulması, işe yaradığını hissetme, bağımsızlık…

  1. Çevresel etki (ekonomik, kültürel düzey)

Kişinin yaşadığı sosyal çevre, kültürel olarak yetersiz ise, kişi daha büyük çevreye girdiğinde uyumsuz davranışlar sergiler. Çocuğun anne-babasının tutumu veya yetersiz olması. Çocuğun dayak yemesi. Çocuğun içinde bulunduğu grubun ve okulun etkileri. Okul ve anne-baba arasındaki eğitim farklılıkları. Çocuğa yanlış eğitim verilmesi.

tr_TRTurkish